tatar.ro

TATAR.RO - DILDE, FIKIRDE, IŞTE BIRLIK

contact: or.ratat@bew



Adauga anunt

Adauga video

Adauga reteta
Download

Calendar 2009
Cas Aprilie 2009
Cherim Sucurie - SUYGI
Neriman Ibraim - BIR ZAMAN BAR EKEN
Personalitati

NEGIP HAGI FAZIL
NEWZAT YUSUF
BEKIR COBANZADE


Lasa un mesaj!

Pagina: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79       


Shwan. 02.12.2007


Merhaba Ben shwan. Kievden. Sitenize ilk girisim. Basarilarinizin devami dilerim. seyrani_7@hotmail.com



Naciye Saraç. 16.11.2007


KIRIM TATARLARININ ÇİLESİ BİTMİYOR

1944 yılında anavatanları Kırım'dan suçsuz yere topyekun sürülen Kırım Tatarları, bugün Kırım'a dönüş mücadelesi veriyor. Tatarların varoluş mücadelesi bugün ağırlıklı olarak, Kırım'ın başkenti Akmescit'te ve Yalta'nın Aypetri bölgesinde devam ediyor. Kırım Tatarları, "Berkut" adlı polisler, Rus holiganları gibi güçlerin baskısı altında zor günler geçiriyor.

01 Kasım 2007'de Akmescit (Simferopol) Balaklavskaya sokağında bulunan Kırım Tatarlarının toprak zaptı kampında toplanan ve kendilerini üniversite öğrencileri olarak tanıtan Slav uyruklu yaklaşık 300 genç, bir özel şirket tarafından satın alınmak istenen topraklarda, Kırım Tatarlarınca kurulan geçici konutlara girerek, konutları dağıtmakla tehdit etiler. Bunun üzerine, kamp yerine gelmeye başlayan kamp katılımcısı Kırım Tatarları, İçişleri Bakanlığı'na bağlı 200 kişilik özel tim tarafından geri adım atmaya zorlandılar. Polislerin kurduğu kordonu yarıp, konutları zapt eden öğrencilere ulaşmaya çalışan Kırım Tatarlarının baskısına dayanamayan polis, "öğrencileri" protesto alanlarından çıkardı. Olay yerine iki adet de zırhlı araç getirildi. Konutları zapt eden gençlerin şirket tarafından para karşılığında tutuldukları söyleniyor.

Diğer taraftan, Şubat 2007'de Kırım Özerk Cumhuriyeti (KÖC) Parlamentosu, Aypetri yaylasının bir kısmının Yalta Dağ ve Orman Alanı içine alınması için Devlet Başkanlığı Sekreteryası'na başvurdu. Koruma alanı dışında kalan kısmının ise kış turizmi için kullanılması öngörülüyordu. Ayrıca bölgede binaları bulunan bir özel şirket de bölgeyi boşaltması için KÖC hükümeti tarafından dava edildi. Daha sonra, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko tarafından, Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Bakanlığı'nca Kırım'ın da dahil olduğu Ukrayna'nın tüm bölgelerinde, "Toprak Kanunu"nun yerine getirilmesinin denetlenmesinin yapılacağı "toprak kontrolü" ile ilgili karar alındı. Bunun üzerine, KÖC Ticaret Mahkemesi'nin Haziran 2007'de aldığı bir karara istinaden, 6 Kasım 2007'de Aypetri'de Kırım Tatarları tarafından izin alınmadan işgal edilen arsalar üzerindeki binaların yıkım işlemine başlandı. Yapıların daha önce yıkılmasının planlanmasına karşın, 1 Kasım 2007'de Balaklavskaya Sokağı'nda meydana gelen çatışma, mahkeme kararının zamanında uygulanmasını engelledi.

Aypetri'de turistlere hizmet ederek, hayatlarını kazanan Kırım Tatarlarından oluşan esnafların satış büfeleri ve kafeleri ile inşaatı tamamlanmayan altı yapı, zırhlı taşıtlar tarafından yıkılmaya başlandı. Aypetri'deki kafeteryaların sahiplerinin direniş göstermesinden endişe duyan yönetim, olay yerine yaklaşık 600 güvenlik görevlisi gönderdi. Aypetri'deki yurttaşlara destek sağlamak üzere çok sayıda Kırım Tatarının gelmesinden endişe duyulması nedeniyle, köye giden yol, kamyon ile kapatıldı, buldozerin haricinde zırhlı araçlar da getirildi. Ayrıca, Yalta tarafından üç koruma kordonu kuruldu. Kökgöz köyünde toplanarak, yıkımı engellemeye çalışan Kırım Tatarları, tutuklandı. Bundan sonra emniyet görevlileri yıkıma devam ettiler. Yalta Bölge Mahkemesi ise olaylar sırasında mahkeme tarafından alınan karara yerine getirmeye çalışan polise karşı geldikleri için gözaltına alınan 28 kişiden 18'inin tutuklanmasına, tutukluluk sürelerinin 3 ile 15 gün arasında olmasına karar verdi. Gözaltına alınanlardan beşi sağlık nedenleriyle serbest bırakılırken, beşi sadece para cezası aldı.

Aypetri Dağında sadece Kırım Tatarlarına ait olan yapıların yıktırıldığı bildirildi. Bu sırada savunmasız esnafın buldozerlerin önüne yatarak yıkımı engelleme çabaları da bir fayda vermedi. Olaylar, özel güvenlik kuvvetlerinin başarılı(!) şekilde yıkımı gerçekleştirmesi ile sona ererken, aldıkları tekme ve cop darbeleri ile çeşitli yerlerinden yaralanan üç Kırım Tatarı ağır durumda hastaneye kaldırıldı. Ayrıca, gözaltına alınanlardan birinden tıbbi müdahaleyle çıkarılan kurşunun güvenlik güçlerinin silahlarından çıkmadığının tespit edildiği açıklandı.

Kırım Emniyet Müdürlüğü temsilcisi ise, Aypetri Dağında izinsiz olarak inşa edilen yapıların yedi değil, "oldukça fazla" olduğunun belirlendiğini kaydetti. Kalanların da mahkeme kararı alındıktan sonra aynı şekilde yıkılacağı kaydedildi.

Gelişen olaylar üzerine, Kırım ÖC Yönetimi, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Mustafa Cemil Kırımoğlu'ndan Aypetri'de meydana gelen olayları çözmesini talep ederken, Kırımoğlu da KÖC'den, gözaltına alınan Kırım Tatarlarının serbest bırakılmasını istedi. KTMM de İçişleri Bakanlığı'nın Ukrayna'daki polis şefi Anatoli Mogilev'in, Akmescit ve Aypetri'deki olaylar sırasındaki yanlı tutumu sebebiyle görevinden alınması ve gözaltına alınan Kırım Tatarları'nın serbest bırakılması konusunda ısrarlı olduğunu, bu gerçekleşene kadar sivil itaatsizlik kararı alındığını bildirdi. Bu konuda Meclis tarafından hazırlanan bir telgrafın Ukrayna Devlet Başkanı Yuşenko'ya da gönderildiği kaydedildi. KTMM tarafından alınan karar uyarınca, 8 Kasım 2007'de Aypetri olaylarının protesto edilmesi amacıyla KÖC Bakanlar Kurulu yakınlarındaki Lenin meydanına protesto çadırları kuruldu. Meclisin Basın Sekreteri tarafından verilen bilgiye göre, gösterinin, Aypetri'deki olayların başsorumlusu olarak görülen Ukrayna'nın Kırım İçişleri Bakanlığı bünyesindeki polis şefi Anatoli Mogilev'in görevden alınıncaya kadar sürmesi hedefleniyor.

Diğer taraftan, KÖC Savcılığı'nca, Aypetri'deki yıkım sırasında kalabalığa ateş açılması ve bir kişinin yaralanmasıyla ilgili olarak ceza davası açıldı. Soruşturma sırasında sanığın ve suç aletinin bulunması üzerinde durulacak.

KÖC Savcılığı ve Emniyet Müdürlüğü'nün, ayrıca, İcra Dairesi'ne 1 Aralık 2007'ye kadar KÖC'de bulunan izinsiz binaların listesinin çıkarılması ve yıkılmaları talimatı verdiği bildirildi. Savcılık tarafından, yıkıma ilişkin Simferopol bölgesinde 24, Sudak'ta 58 ve Aluşta'da 1 dava kararının henüz yerine getirilmediği, yıkımın güvenlik birimlerinin koruması altında gerçekleştirileceği açıklandı. KÖC Başbakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise, Ukrayna'da yılbaşından beri devlet tarafından arsalara el konularak, geri alınmasının sadece Kırım'a yönelik bir uygulama olmadığı, ancak, sadece Kırım'da yargı kararlarının uygulanmasına karşı çıkıldığı belirtildi.

Diğer taraftan, Devlet Başkanı Yuşçenko yanlısı Blok içerisinde yer alan Halk Birliği Partisi'nce yayınlanan bir raporda da, KÖC polisinin son dönemde Kırım Tatarları'na karşı gerçekleştirilen provokasyonları desteklediği ifade edildi. Raporda, polisin, Tatarlara yönelik saldırılar esnasında saldırganlar yerine, yerleşimcilere güç uyguladığı, son olarak, Aypetri'deki yıkım gibi siyasi amaçlı ve profesyonel olmayan eylemlerin yarımadada istikrarı ve etnik barışı tehdit ettiği kaydedildi.

Bizim Ukrayna Partisi'nin, toprak tahsisinin Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi tarafından izlenmesine dair Başkan Yuşçenko'nun talimatını desteklediği, buna karşın, 1 ve 6 Kasım 2007'de bölgede meydana gelen çatışmalar sırasına polisin davranışının soruşturulmasını ve olayları kimin başlattığının da tespit edilmesini talep ettiği belirtildi.

Tüm bu olaylar yaşanırken, Akmescit'teki olayların duyurulmasını sağlayan Kırım Haber Ajansı (QHA)'nın yayını da aynı gün (yine) "teknik" sebeplerle durduruldu.

Bilindiği üzere, 18 Mayıs 2006'da "1944 Sürgün ve Soykırımı anma mitingi"nin görüntülerini yayınlamaları; Temmuz 2006'da "Kırk Azizler olayları" esnasında saldırıları dünya kamuoyuna duyurmaları da engellenmişti. Kırım'da, Kırım Tatarları ile ilgili önemli gelişmeler sözkonusu olduğu zaman, site barındırma hizmeti (hosting) alınan Ukrain firmasınca "teknik arıza" söyleminin devreye girdiği ve yayının engellendiği ifade ediliyor. Bu seferde, firma tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, QHA'nın gerekirse kapasite artırımı için ek para ödemesinin de kabul edilmediği ve iki gün içinde sitenin başka bir yere taşınmasının istendiği bildirildi.

Son dönemde, Kırım Tatarlarına yönelik yapılan saldırılarda, failler yerine, işyerlerinin yıkılmasını engellemek isteyen ve bu saldırıyı protesto eden Kırım Tatarları hapsediliyor ve cezalandırılıyor. Yolsuz arsa dağıtımlarını örtbas etmek isteyen KÖC yetkililerinin Kırım'da istikrarsızlık yaratma çabasına girdikleri iddia ediliyor. Merkezi hükümetten duruma acilen müdahale ederek, gerekli önlemleri tarafsızca alması, asıl suçluların cezalandırılması talep ediliyor. Ayrıca, Kırım Tatarları, Ukrayna hükümetinden, geri dönüş ve yerleşimle ilgili sorunlarını göz ardı etmemesi ve haklarını bir an önce iade etmesini bekliyor.


Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com


Kaynaklar:

Novosti Kırım
Kırım Haber Ajansı-QHA






Naciye Saraç. 08.11.2007


KÜRTLER AVRASYA'DA BOŞUNA KÜREK ÇEKİYOR

Sovyetler Birliği'nin dağılması, uluslararası ilişkiler sisteminde önemli değişikliklere neden oldu. Ortaya çıkan özgürlük ortamı ve buna bağlı olarak gelişen bağımsızlık hareketleri, Orta Asya ve Kafkasya'da yaşayan çeşitli etnik gruplar arasındaki çatışmaları da su yüzüne çıkarmasının yanı sıra bölgeye yönelik göçlere sebep oldu. Orta Asya ve Kafkasya'yı bakir ve yaşanacak bölge olarak gören özellikle Kürt ve Ermeni gruplar, Kafkasya'da yerleşmeye başladı.

Özellikle Kafkas ve Türk asıllı halkların yaşadığı Avrasya coğrafyasında, RF'nun yanı sıra ABD ve Batılı ülkeler de hakimiyet mücadelesine giriştiler. Bu amaçla özerk Cumhuriyet ve Toplulukların kontrol altına alınmalarının kolaylaşacağı planlaması yapılarak, bölgede etnik bölücülük faaliyetleri yürütülmeye başlandı. Kafkas halklarının etnik çeşitliliği ve aralarındaki ihtilaflar da planlarını gerçekleştirmeleri için zemin hazırlıyor. Bu kapsamda, Orta Asya ve Kafkasya'da Kürt ve Ermeni göçü programı uygulamaya konuldu.

Bu doğrultuda, Ukrayna ve Rusya'da Tehdit Altındaki Halklar Cemiyeti'nin yan kuruluş olarak İtalya üzerinden organize ettiği "Memorial" isimli "İnsan Hakları Örgütü", Kürtlerin Kırım'a ve Kafkasya'ya yerleşmesine destek sağlıyor. Orta Asya, Ermenistan, Tacikistan ve Baltık ülkelerinden, Adige ve Krasnodar başta olmak üzere RF'nun çeşitli bölgelerine ve Ukrayna'ya göç eden Kürt toplulukları, siyasi açıdan örgütlenerek, güçlü bir konuma ulaşmaya çalışıyorlar. Bu ülkelerin büyük medya organlarında, Kürtlerin ‘terörist ve tehlikeli unsur' olarak yansıtılmasından da rahatsızlık duyarak, bu tür faaliyetleri engellemeye çalışıyorlar. Diğer taraftan, Ukrayna ve RF, Kürt mekteplerinin açılmasını desteklerken, Kafkas halkları ile Kırım Tatarlarının milli mekteplerinin kapatılmasına yönelik çalışmalarda bulunuyor.

Kırım ve Kafkasya'ya son yıllarda Türkiye vatandaşı ve PKK yandaşı Kürtlerin ilgisinde de artış gözleniyor. Bulgaristan ve Romanya'nın AB yolunda adım atmasından sonra burada barınamayan PKK yandaşı Kürtlerin bir kısmı, işadamı statüsü ile Kırım ve Kafkasya'ya geldiler. Bunların bölgeye yerleşmeye çalışan Kürtlerden aldıkları destekle, PKK, bölgede hakimiyet kurma çabasını artırdı.

Özellikle Ukrayna'nın Kiev, Donetsk, Kharkov, Odessa ve Kırım/Canköy bölgelerine yerleşen PKK sempatizanlarının da Türkiye karşıtı faaliyetlerine RF'nun destek sağladığı kaydediliyor. PKK mensuplarının, özellikle Yezidi Kürtlere ve kadınlara yönelik faaliyetlerinin yoğunlukta olduğu gözleniyor.


Örgüt mensupları ve kurdukları dernekler vasıtasıyla, haklarının savunulması, kültürlerini korunması ve bölgede sözsahibi olunabilmesi amacıyla sık sık açlık grevleri, anma geceleri ve toplantılar düzenleniyor, Türklerden haraç toplanıyor, basın organları vasıtasıyla Türkiye aleyhtarı propaganda faaliyetleri yürütmeye çalışıyorlar. Bazı şehirlerdeki postanelerden AİHM ve çeşitli kuruluşlara Türkiye'de tutuklu bulunan A. Öcalan'ın serbest bırakılması konusunda mektuplar postalanıyor.

Diğer taraftan, terör örgütü PKK'nın Bağımsız Devletler Topluluğu bünyesindeki faaliyetlerinin Moskova'dan yönlendirildiği ve son dönemde Krasnodar şehrindeki faaliyetlerinin de önem kazandığı ifade ediliyor.

Krasnodar Kobanski Üniversitesi'ne bağlı bir organizasyon olan Kafkasya Araştırma Merkezi, Krasnodar Eyaleti'ndeki Kürt, Ermeni ve Yunanlı gibi küçük halklar ve etnik gruplarının ulusal ve kültürel haklarının korunmasını amaçlayan raporları uluslararası ve federal organizasyonlara sunuyor. Geçmiş yıllarda Moskova'da bulunan ERNK (Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi) Temsilciliği kanalıyla sürdürülen bu faaliyetler, 1993 yılı sonlarında oluşturulan "Moskova Kürdistan Komitesi" kanalıyla kontrol ediliyor. Komitenin Krasnodar ile Gürcistan, Kazakistan ve Ermenistan'da birer şubesi bulunuyor.

Krasnodar ve Novorossisk'te yaşayan Kürt azınlık nüfusu arasında, 1991 yılından bu yana devam eden sosyal statü kazanma ve hukuki alanda toplumsal bir özerk bölge kurma girişimleri ise her geçen gün artıyor. Bu kitlenin, her Kürt'ün geldiği ülke neresi olursa olsun PKK adına para verme ve yardım yapma zorunluluğunun olduğu ifade edilerek, Krasnodar Eyaleti'nde PKK adına para topladıkları da biliniyor. Bölgede siyasi faaliyet yürüten Kürtlerin organizasyonu "Ağrı Kürt Halkları Birliği" ile Ermenilerin organizasyonu "Amşen", Özerk Bölge statüsünü kazanmak için girişimlerde bile bulunuyor. Abdullah Öcalan liderliğinde "Bağımsız Kürdistan Devleti"nin kurulmasını amaçlayan "Ağrı", bölgede miting, yürüyüş ve toplantılar düzenleyerek, propaganda çalışması yürütüyor.

Krasnodar ve Adıgey'e göç eden Kürt kökenlilerin artışı, bölgede yaşayan Rus ve Adıge halkı tarafından da tedirginlikle karşılanıyor. Kürtler, yaptıkları yerleşim başvuruları kabul edilmediği için geldikleri bölgelerde kayıt dışı ve kaçak olarak yaşamak zorunda kalıyor. Geçimlerini hırsızlık, gasp gibi yasadışı faaliyetlerle sağlayan Kürtler, sahip oldukları özel kültür, davranış ve gelenekleri sebebiyle yerel nüfusla uyum sağlayamıyor. Emniyet güçleri, Kürtler arasındaki yüksek suç oranına, uyuşturucu alış verişine ve hırsızlığa dikkat çekiyor. Yerleştikleri bölgeye uyum sağlayamayan Kürtler, bölge halkıyla çıkar çatışmasına girerek, mafya türü örgütlenmeler kuruyor, ayrıca, sosyal, politik, etnik ve ekonomik bir çatışma ve kriz ortamı yaratıyorlar.
Tüm bu olumsuzluklar karşısında bölgenin yerli halklarından olan Krasnodar'daki Ruslar da Kürtlere karşı, Adıge kökenlilerden yardım talep ediyor. Bu kapsamda, Adıge Slavyanları Birliği tarafından Ekim 2007'de yapılan açıklamada, Kafkas halkları ve Rusların, Adıge ve Kuban'a (Kuzey Kafkasya) yasalara uymaya özen göstererek, yerleşmeye çalışırken, Kürtlerin yasaları rüşvetle aşıp, yerleşmeye devam ettikleri ve bu nedenle, Rus nüfusunun giderek azaldığı açıklanarak, bu gidişatın durdurulması istendi. Açıklamada, Kafkasya'ya Kürtlerin gelişine paralel olarak Rusların göçtüğüne, Kürtlerin Krasnodar ve Adıgey'in kültür ve yaşamına uyum sağlamak için gelmediklerini, aksine burayı kendi sorunlarını çözebilecekleri yer olarak gördüklerine, yakında Kürt özerk bölgesi talepleriyle karşılaşılabileceğine de dikkat çekildi.

Diğer taraftan, Adigelerin % 24 gibi düşük bir nüfus oranında yaşadığı Adıgey'in Krasnodar'a bağlanması konusu da RF tarafından zaman zaman gündeme getiriliyor. Kürt göçünün hızlanması ile Adigelerin azınlık konumuna gelmesinden ve bu projenin işlerlik kazanmasından endişe duyan Adıgey Özerk Cumhuriyeti yönetimi, bu konuda önlemler almak için çalışmalara başladı. Zaman zaman düzenlenen toplantılarda, sosyo-politik durumun gergin olduğu bölgelerden yabancı ve göçmen girişi üzerinde durulurken, Kürt gruplarla bağlantılı yüzlerce insanın yasadışı yerleşimi sorunu ayrı bir konu başlığı olarak değerlendirilerek, sorunun sadece yasal anlamda değil, siyasi, kültürel ve sosyal anlamda da değerlendirilmesine ve yasadışı göçe yönelik çözüm yolları araştırılıyor. Bu kapsamda, geçtiğimiz günlerde Adıgey yönetimi ulusal güvenlik meselelerini masaya yatırırken, kontrolsüz göçü, özellikle de artan Kürt nüfusuyla ilgili sorunu gündemine aldı. Yönetimin, yasadışı göçmenler sorununu anti terör komisyonunda ele alması Kürtler arasında tedirginliğe yol açtı.

Avrasya coğrafyasında yaşayan Kafkas ve Türk halkları tehdit altında. Büyük güçler, bu coğrafyadaki Kafkas ve Türk nüfus varlığını yok etmeye çalışıyor ve amaçlarına ulaşmak için her yolu deniyorlar. Bu faaliyetlerinde Kürt kartından yararlanıyorlar. 1944 yılında dağılmış olan bölgenin yerli halkları ise bugün vatanlarına dönme çabasında. Topraklarında başka milletlerden halkların yaşaması ise en önemli sorunları. Bu sıkıntılarına eklenen Kürt göçünün de ciddi milli ayrılıklara sebep olabileceği ifade ediliyor. Bugün Türkiye'de sorun çıkaran Kürtlerin, özerklik elde etme çabasına girişerek, yarın yerleştikleri ülkelerin topraklarının bölünmesine de zemin hazırlayacakları düşünülüyor. Ancak, çağdaş gerçekler, halkların kollektif haklarına riayet için yeni çalışma yöntemleri gerektiriyor ve bölge halklarının birlikte hareket etmesi ve sorunlarına çözüm yolları bulması gerekiyor.

Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com




Pagina: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79       

Lasa un mesaj!


User   
Parola
          

Cont nou | Am uitat parola
[caslar]





Radio T - 86.107.188.90:8000
Acasa    Evenimente    Publicatii    Din presa    Istorie    Personalitati    Traditii    Imagini    Muzica    Video    Retete    Linkuri    Guestbook    Forum    
officemax
TATAR.RO
powered by
tatarca wikipedia qirim haber ajansi meydan radio tatarca firefox tatarmix