Lasa un mesaj!
Naciye Saraç.
22.04.2008
KIRIM'I GERİ ALIRIZ
Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO'ya üyelik görüşmeleri ve Doğu Avrupa'ya konuşlandırılmak istenen "Füze Kalkanı" projesinin gölgesinde gerçekleşen Bükreş Zirvesi'nin ardından, Soçi'deki Bush-Putin buluşması, ılımlı mesajlarla bezense de, iki güç arasındaki hakimiyet mücadelesinin, bölgede daha uzun süre gerginliklere neden olacağının işaretlerini veriyor.
Bükreş zirvesinde Ukrayna ve Gürcistan'ın üyelik için son adım olan "Üyelik Aksiyon Planı"na dahil edilmesini engelleyen Rusya'nın, mücadeleyi burada bırakmayacağı anlaşılıyor. RF Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, Zirve'nin ardından katıldığı bir radyo programında; RF'nin, NATO'yla, önde gelen NATO üyeleriyle ve komşularıyla ilişkilerinin kötüleşmesine izin vermemek adına, Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO'ya üye olmasını engellemek için mümkün olan her türlü gayreti göstereceğini vurgulaması ilk işaret oldu.
Diğer taraftan, Başkan Putin'in Bükreş'te düzenlenen NATO Zirvesi'nde ABD Başkanı Bush'la yaptığı görüşmede, Ukrayna'nın bir devlet olmadığı, Ukrayna topraklarının bir kısmının Doğu Avrupa'da olduğu, diğer önemli kısmının ise Rusya tarafından hediye edildiği ve Ukrayna'nın bu yapıyla NATO üyesi olması durumunda, doğu ve güney Ukrayna'da halkın ezici çoğunluğunun NATO üyeliğine karşı olmasını göz önünde bulundurarak, Ukrayna'nın bölüneceğini iddia ettiği öne sürüldü. Ancak, bu iddialar, Kremlin Sözcüsü tarafından teyit edilmedi.
Rus gazetesi Kommersant'a göre Putin, NATO üyesi olması muhtemel Gürcistan'la Rusya arasında bir "tampon bölge" oluşturulması için Rusya'nın Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlıklarını tanıyacağını da açıkladı. Ayrıca, Rusya Parlamentosu Bağımsız Devletler Topluluğu ile İlişkiler Komisyonu Başkanı Aleksey Ostrovsky, Ukrayna'nın NATO üyesi olması durumunda Kırım'ı geri isteyeceklerini söyledi. Ostrovsky yaptığı değerlendirmede, "Eğer Ukrayna NATO'nun genişleme programına dâhil edilirse, Rusya Kırım'ın hangi ülkeye ait olduğunu tartışmaya açar. RF, Kruşçev döneminde imzalanan anlaşmaları gözden geçirmek için gerekli yasal gerekçelere sahiptir" dedi.
Liberal Demokrat Partisi milletvekillerinden Nikolay Kuryanoviç de daha önce, "Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşması'na göre Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu" iddia etmişti.
Rusya'nın bu tavrından rahatsızlık duyan Ukrayna Dışişleri Bakanlığı'nın ise Rus politikacıların Ukrayna aleyhindeki ifadelerine ilişkin olarak, RF Dışişleri Bakanlığı'na Nota vererek, bu konuda izahat istediği belirtildi.
Rusya'nın bu görüşlerine, Ukrayna'nın milliyetçi ve Batı yanlısı çevreleri de sert tepki gösterdiler. Ukrayna Milliyetçileri Kongresi, Vladimir Putin'in Ukrayna'ya girişinin yasaklanması çağrısında bulunurken, 2004'teki Turuncu Devrimin tetik gücü olan ve sonradan, Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko'nun parti bloku içindeki on partiden biri olan PORA Partisi ise, Rusya ile bütün diplomatik ilişkilerin kesilmesi çağrısında bulundu.
Rusya'nın Kırım konusunda iddialarını güçlü bir şekilde gündeme getirmesindeki asıl neden ise Kırım'ın Sivastopol bölgesinde bulunan Rus Karadeniz Filosu. Ukrayna'nın NATO'ya girmesi durumunda, bu filonun Ukrayna'yı terk etmesi gerekecek. NATO'ya üye olma konusunda ısrarlı olan turuncu devrim lideri Viktor Yuşçenko, Rusya'dan 2017 yılında sözleşmenin dolmasının ardından üssü terk etmesini istiyor. Rusya, Karadeniz Filosu'nun varlığını 1997 yılında Kiev'de imzalanan 'Büyük Anlaşma'ya dayandırıyor. Ukrayna'nın Kırım üzerindeki egemenliğini kabul eden Moskova, karşılığında da Rus askeri üssünün bulunması garantisi almıştı.
Görülüyor ki yine Ruslar, stratejik çıkarları çerçevesinde, "Kırım'ın Rusya'ya iadesi" kartını oynayarak, Ukrayna'yı NATO üyeliğinden vazgeçirmeye çalışıyor.
Karadeniz konusunda Türkiye için en önemli unsuru ise Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO'ya üyeliği oluşturuyor. Bu ülkelerin pakta üye olmaları durumunda, NATO'nun bu ülkelerde birer deniz üssü kurması ise NATO'nun gelecek planlamaları arasında yer alıyor. Karadeniz çevresinde ABD, Rusya, AB ve bölge ülkelerinin dahil olduğu kıyasıya bir mücadele sürüyor. Enerji yollarını tamamen elinde bulundurmak isteyen ABD ve bölgedeki nüfuzunu kaybetmek istemeyen Rusya küresel bir rekabet içindeler. Kırım ise bu sert mücadele sahasının tam merkezinde kalıyor. Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkilerde önemli bir köprü görevi gören Kırım'da yaşayan Tatarlara ilişkin gelişmeler Türkiye tarafından da yakından izleniyor.
Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com
KAYNAKLAR:
avrasya-haber.com
haber10.com
dunyabulteni.net
turkocagi.org
asam.org
Recep KIRIM Konya /TÜRKÝYE.
17.04.2008
TEŞEKKÜRLER
ALAADDİN AMET
Romanya Parlameentosu Milletvekili
Romanya Parlamentosuna " 18 Mayıs 1944 Gününün Tatar Azınlık İçin Anlamı" başlıklı bildiriyi sunmanızdan ve oybirliği ile kabul edilmesinden dolayı tebrik ediyorum.
Naciye Saraç.
15.02.2008
AYNI TAS, AYNI HAMAM
1944'te Stalin tarafından Orta Asya'ya sürülen ve ülkelerine ancak 1990'da dönmelerine izin verilen Kırım Tatarları, atalarına ait olan mülkün Ruslara verilmesinden, kendilerine verilen toprağın yetersiz veya verimsiz olmasından şikayet ediyor ve yarımadadaki ata topraklarını geri almaya çalışıyor. Kırım nüfusunun büyük bölümünü oluşturan etnik Ruslar ise, Tatarların bölgedeki işlenmeyen toprakları kendi başlarına sahiplenmelerinin mümkün olmadığını öne sürüyorlar. Kırım'da yaşayan Ruslar, yarımadanın RF'ye bağlanmasını beklerken, Tatar ve Ukraynalılar, Kırım'ın Ukrayna sınırları içerisinde yer almasını tercih ediyor.
Kırım, bağımsız Ukrayna bünyesinde olmasına rağmen, bölgede yaşananlar, Rusya'nın çıkarlarını da doğrudan ilgilendiriyor. Tatarların anavatanlarına dönmelerini engellemeye çalışan RF tarafından Rusların emekli olduktan sonra bölgeye yerleşmesi de teşvik edilirken, yarımadanın birçok bölgesine kiliseler yapılmaya başlandı. Her geçen gün bir yenisi eklenen kiliselerin, Tatarlara yönelik saldırılara da finans desteği sağladıkları kaydediliyor.
Son dönemde stratejik bir öneme sahip olan Kırım'da Tatarların yaşadığı sorunlara her gün bir yenisi ekleniyor. 2007'nin son aylarında yaşanan Akmescit (Simferopol) Balaklavskaya sokağı ve Aypetri'de yaşanan olaylar ve akabinde Kırım'ın Seyitler bölgesindeki mezarlıktaki mezar taşlarının tahrip edilmesi gibi olaylarda da görüldüğü gibi Kırım Tatarları, "Berkut" adlı polisler, Rus holiganları gibi güçlerin baskısı altında zor günler geçiriyor. Son yıllarda toprak mülkiyeti konusunda da Hıristiyan Slavlar ve Müslüman Tatarlar arasında sık sık anlaşmazlıklar yaşanıyor. Örneğin, Şubat 2008'de Kırım'da iki Slav köyünün yakınında bulunan Seyitler mezarlığındaki Müslüman mezarlarının keser ve balyozlarla tahrip edildiği ve faillerinin yakalanamadığı bildirildi.
Sıkıntıları bununla kalmayan Kırım Tatarları yerel yönetimin uyguladığı çifte standarttan da şikayetçi. Yolsuz arsa dağıtımlarını örtbas etmek isteyen Kırım Özerk Cumhuriyeti yetkililerinin Kırım'da kasıtlı olarak istikrarsızlık yaratma çabasına girdikleri iddia ediliyor. Örneğin, 2007 yılı içerisinde Kırım Tatar halkı ve yöneticilerinin Simferopol'de bir park içerisinde ve başka bir arsada kompleks inşa etmek için Belediye'ye yaptıkları başvuru talepleri reddedilmişti. İşin ilginç yanı, Tatarların istediği arsaya kilise inşa edildiği gözlendi. Daha sonra, Tatarların protestoları karşısında geri adım atan Belediye tarafından Yalta'daki bir arsa, cami ve kültür evi yapımı için Tatar halkına verildi.
Ancak, yine Simferopol Belediyesi tarafından Ocak 2008'de alınan bir kararla, şehir planlaması çerçevesinde, şehir merkezine yakın olan ve Tatarların yerleştiği arsaların boşaltılması ve başka bölgelerde yeni arsalar tahsis edilmesi kararlaştırıldı. Diğer taraftan Belediye tarafından, Tatarların yeni arsalara yerleşmelerine kesinlikle izin verilmeyeceği duyuruldu ve 2008 yılı itibariyle, geçmiş dönemde bu topraklara yerleşen kişilerin hak sahibi olarak tanınacağı, bu tarihten sonraki yerleşimlere kesinlikle izin verilmeyeceği açıklandı.
Bu gelişmeler üzerine bir açıklama yapan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Cemiloğlu, yöneticilerin Tatarların sorunlarını görmezden gelmeleri halinde, durumun çıkmaza girebileceğini söyledi. Cemiloğlu, açıklamasında, zengin Rus işadamlarının Kırım'da toprak alımına girişerek, bölgenin dengelerini kendi lehlerine çevirmeye çalıştıklarını ve Rus gençlerine militan örgütler kurdurup, mali açıdan destekleyerek, Kırım Tatarlarına karşı kışkırttıklarını belirtti.
Cemiloğlu ayrıca, toprak probleminin çözülebilmesi için, toprak yasasına bazı değişiklikler getirilmesi gerektiğini, yasanın, toprağı bir kişinin mülkiyetine verirken, daha önce toprağı işleyen ve kolhozun bir üyesi olan kişiye öncelik verdiğini, Kırım Tatarları'nın da yerel kolhozların üyesi olmadıkları için, anavatana döndükten sonra, hak sahibi olamadıklarını ve toprakların Rusya'nın diğer yerlerinden gelen yerleşimcilere verildiğini belirtti. Bir Rusça konuşan bir Kırımlıya, bir Tatara, verilenden üç kat daha fazla toprak verildiğini, arsa dağıtımında usulsüzlük yapıldığını, bu sorunun çözümlenmemesi halinde, Kırım Tatarlarının sivil itaatsizlik hareketlerine başlamaya zorlanacaklarını ifade etti.
Diğer taraftan, RF'nun da desteğiyle Kırım'da, kilise sayısı artarken, Akmescit'te Kırım Tatarlarına cami yeri için ruhsat verilmesine karşın, şehir yönetimi daha sonra bu kararından vazgeçti. Bilindiği gibi, 2004-2007 tarihleri arasında Kırım Tatar Türkleri gerekli tüm izinleri almışlar ve kendilerine cami yapmaları için ayrılan alanla ilgili tüm plan ve proje aşamalarını tamamlamışlardı. Akmescit Şehir Meclisi ise Kasım 2007'de gerçekleştirdiği oturumlarda söz konusu bölgeye cami yapımını iptal etmiş ve Kırım Tatarlarına cami için başka bir yer bulmalarını tavsiye etmişti.
Kırım Tatar Milli Meclisi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, yaşanan olayın insan haklarına ve özgürlüklerine vurulan bir darbe olduğu, şehir meclisinin bu kararla yürürlükte olan kanunları da çiğnediği, Ukrayna anayasasında kendilerine tanınan hakları korumak ve Kırım yönetiminin etnik ve dini ayırımcılığını protesto etmek için meydanlara inecekleri belirtildi.
Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Refat Çubarov ise, basın mensuplarına, Merkez camisinin şehir merkezinin daha önce verdiği karara göre bu alana yapılacağını, ama şu andaki şehir meclisi üyelerinin, bir önceki yönetimin aldığı kararı onaylamadığını söyledi. Çubarov, yeni önerinin yasalara uygun olmadığını ve cami inşası için Tatarların lehine bir karar alınamadığı takdirde, Tatarların farklı oluşumlara yönelebileceklerini kaydetti.
Diğer taraftan, 200'den fazla Kırım Tatarı, Kırım Hükümeti'ni protesto etmek için Akmescit Merkez Camisi arazisi için ayrılan alanda bilgilendirme mitingi yaptı. Akmescit Yaltinskaya Sokağı'nda, din ve milliyet sebebiyle ayrımcılık yaptığı iddia edilen Kırım hükümetinin eylemlerinin protesto edildiği mitingde çadırlar kurulurken, karşılıklı saygı ve hoşgörü ile davranma çağrılarını içeren pankartlar açıldı. Mitinge katılanlar arasında Kırım Tatar Milli Meclisi ve yerel meclis üyelerinin yanı sıra, çok sayıda medya mensubu da yer aldı.
Kırım'da arazi tartışması süren Akmescit Merkez Camii'nin yapımı için yardım kampanyası da başlatıldı. Kırım müftülüğünün "Cami için herkes bir taş getirsin" çağrısı, kampanyaya dönüştü. Kırım Haber Ajansı, bir özel televizyon ve radyo kanalı çalışanları da bir günlük maaşlarını cami yapımına bağışlama kararı aldılar.
Bu gelişmeler üzerine, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko, Kırım Hükümeti'ne, Akmescit Merkez Camii ve toprak sorunlarını çözülmesi talimatını verdi. Yuşçenko, 6 Şubat 2008'de Kırım Özerk Cumhuriyeti (KÖC) yönetimini makamında kabul etti ve toplantıda, KÖC yönetimini yerel meclislerce alınan "Avrupa-Atlantik dış politika yönelimine veya anayasada belirtilen dil politikasına aykırı" kararlara karşı uyardı. Ayrıca, Kırım Tatarları'nın Simferopol'de cami inşa etmeleri önünde bir engel olmadığını düşündüğünü, sorunun yerel düzeyde çözümlenmesini ve artık bu konuda doğrudan kendisine yönelik taleplere muhatap olmak istemediğini belirtti.
Bugün, Kırım Tatarları, merkezi hükümetten duruma acilen müdahale ederek, gerekli önlemleri tarafsızca almasını talep ediyor. Ayrıca, Ukrayna hükümetinden, geri dönüş ve yerleşimle ilgili sorunlarını göz ardı etmemesi ve haklarını bir an önce iade etmesini bekliyor.
Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com
Kaynaklar:
1. avrasya-haber.com
2. kirimdernegi.org
3. Orta Asya Haber
4. Kırım Haber Ajansı
Lasa un mesaj!
|